Kuzey Amerika topraklarında gerçekleşecek olan devasa futbol şenliği için geri sayım sürerken, kura çekimiyle netleşen eşleşmeler arasında bir grup özellikle dikkatleri üzerine çekiyor. Toplamda 48 ülkenin yer alacağı bu genişletilmiş organizasyon, 104 maçlık uzun bir maratona ev sahipliği yapacak. New Jersey’den Toronto’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada oynanacak karşılaşmalar, futbolun küresel çapta nasıl bir dönüşüm geçirdiğini de gözler önüne serecek. I Grubu ise tecrübe, yetenek ve hırsın harmanlandığı, izleyenleri heyecanlandıracak bir kompozisyon sunuyor. Bu grupta yer alan her takımın kendine has bir hikayesi, aşması gereken engelleri ve hayalleri bulunuyor.
Fransız futbolu, son on yıla damga vuran istikrarını bu turnuvada da sürdürmeyi hedefliyor. Takımın başında sayısız başarıya imza atmış olan Didier Deschamps için bu kupa, bir dönemin kapanışı anlamına geliyor. Kariyerini zirvede noktalamak isteyen tecrübeli teknik adam, elindeki olağanüstü kadro derinliğini en verimli şekilde kullanmak zorunda. Fransa, sadece favori değil, aynı zamanda oyunun her alanında rakiplerini domine edebilecek bir fiziksel ve teknik güce sahip. Takımın saha içindeki yerleşimi ve geçiş oyunlarındaki hızı, rakiplerin savunma kurgularını altüst edebilecek seviyede.
Kadroya bakıldığında, her mevkide dünyanın en iyileri arasında gösterilen isimler göze çarpıyor. Savunmanın merkezinde Arsenal ile harikalar yaratan William Saliba ve Bayern Münih’in kulesi Upamecano, geçilmesi zor bir duvar örüyor. Orta sahada ise Real Madrid’in genç yıldızları Tchouaméni ve Camavinga, hem savunma direncini artırıyor hem de oyunun yönünü hızla değiştirebiliyor. Ancak tüm gözler, hiç kuşkusuz hücum hattının lideri Kylian Mbappé üzerinde olacak. Mbappé’nin hızı ve bitiriciliği, Fransa’nın en büyük kozu olmaya devam ediyor.
Gillette Stadyumu’nda Brezilya’ya karşı oynanan hazırlık maçındaki galibiyet, Fransa’nın turnuvaya ne kadar hazır olduğunun en somut kanıtıydı. Mbappé ve Dembélé arasındaki telepatik bağ, grubun diğer savunmacıları için şimdiden bir uyarı niteliği taşıyor. Fransa’nın temel stratejisi, grubun ilk iki maçında maksimum puanı toplayıp son maçta Norveç karşısına liderliği garantilemiş bir şekilde çıkmak. Bu durum, Deschamps’a kadro rotasyonu yapma ve oyuncularını eleme turlarına hazırlama imkanı verecektir.
Tam 28 yıl süren sessizliğin ardından Norveç, dünya futbolunun en büyük sahnesine nihayet geri döndü. 1998’den bu yana büyük turnuvalardan uzak kalan bu kuzey ülkesi, şimdi tarihlerinin en yetenekli jenerasyonuyla dikkatleri üzerine çekiyor. Elemelerdeki kusursuz performansları, sadece bireysel yeteneklerle değil, aynı zamanda Ståle Solbakken’in oturttuğu sistemli çalışmanın bir ürünü olarak değerlendiriliyor. Erling Haaland gibi durdurulması imkansız bir gol makinesine sahip olmak, Norveç’i gruptaki her rakip için ciddi bir tehdit haline getiriyor.
Elemeler boyunca Haaland’ın kırdığı rekorlar, 2026 yolculuğunun ne denli iddialı geçeceğinin habercisiydi. Ancak Norveç sadece tek bir oyuncuya dayanmıyor. Arsenal’in kaptanı Martin Ødegaard’ın saha içindeki liderliği, takımın hücum organizasyonlarını bir orkestra şefi gibi yönetmesini sağlıyor. Ødegaard’ın pas kalitesi ve saha görüşü, Haaland’ın doğru zamanda doğru yerde topla buluşmasını garanti altına alıyor. Ayrıca Antonio Nusa ve Oscar Bobb gibi
Kuzey Amerika topraklarında, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika'nın ev sahipliğinde düzenlenecek olan 2026 futbol…
Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika'nın ortaklığında düzenlenecek olan 2026 Dünya Kupası, futbol tarihinin en…
Dünya futbolunun kalbi, 2026 yazında Kuzey Amerika kıtasında atmaya hazırlanıyor. Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ve…
Kuzey Amerika topraklarında gerçekleşecek olan büyük organizasyon, futbol tarihinin en geniş kapsamlı turnuvası olmaya aday.…
Türk futbol tarihinin en uzun bekleyişlerinden biri nihayet sona eriyor. 2002 yılındaki o unutulmaz Güney…
Dünya futbolunun en görkemli organizasyonu olan FIFA Dünya Kupası, 2026 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Kanada…